18 Ekim 2026 Pazar günü, İran Premier Ligi’nin dokuzuncu haftasında Güney Azerbaycan’ın Traktör takımıyla Melvan, Bender-i Enzeli’deki Sirus Ghayeghran Stadı’nda karşılaşacaktı. Ancak maçın başlama düdüğü çalmadı. Traktör oyuncuları, ev sahibi tribünlerinin bir bölümünden yükselen hakaretler üzerine soyunma odasına döndü. Kulüp, sloganların Azerbaycan Türklerinin kimliğini hedef aldığını açıkladı. Irkçı slogan, tek kelimeden ibaret olan ve defalarca Melvan taraftarlarının bir bölümü tarafından Türkçe olarak seslendirilen “eşek” sözcüğüydü. İran’da Türklere karşı bu ırkçı slogan, bu statta ilk defa seslendirilmiyordu. Bundan önce de daha büyük bir taraftar kitlesi olan Persepolis takımının maçlarında binlerce kişi tarafından aynı anda söylenmişti. Ancak takımın ırkçı sloganlar karşısında sahayı terk etme eylemi ilk defa gerçekleşiyordu. Haberlerde futbolculara ve ailelerine yönelik küfürlerden de söz ediliyordu. Varzesh3’ün aktardığına göre, takımın sahadan çekilmesi talimatını kulübün sahibi Muhammed Rıza Zenûzi vermişti; takım yöneticisi Hudadad Azizi de bunu doğruladı.1

Karşılaşmanın iptalinin ardından tartışma sosyal medyaya taşındı. Traktör taraftarlarının “Astara, Heyranım, yaşa Azerbaycanım” sloganını içeren görüntüler dolaşıma girdi. Bu kez bazı yorumlarda, Türkleri hedef alan hakaretlerin sorumluluğu bu slogana yüklendi: İddiaya göre, Traktörlüler Astara ve Heyran’ı Azerbaycan’la birlikte anmış, dolayısıyla etnik gerilimi kendileri başlatmıştı. Tabnak’ın 19 Ekim tarihli video haberi de Melavan taraftarlarının bu iddiasını aktarıyor, profesyonel habercilikten uzak bir biçimde sloganı İran’ın bölünmesi söylemine bağlıyordu.2 Bazı sosyal medya hesapları bu sloganı “ırkçı slogan” adıyla yayımladı ve hatta takımın ve kulübün kapatılmasına varan talepler ileri sürüldü.
Oysa aktarılan sözlerde başka bir halka hakaret, ırksal üstünlük iddiası veya başkalarının haklarını ortadan kaldırma çağrısı yok. Astara ve Heyran’ı Azerbaycan’la birlikte anmak, kendi başına Gilekleri ya da Talışları aşağılamak değildir. Bu tarihsel aidiyet yorumuna katılmayanlar olabilir. Fakat tarihî belgeler gerçeği ortaya çıkarıyor.
“Bölücülük” suçlaması, özellikle İran’da kendi haklarını talep eden Türkleri susturma işlevi görmektedir. Başka halkların aynı talepleri İran’da hiçbir zaman bölücülükle suçlanmazken, Türklerin doğal haklarını talep etmesi ve İran’ın siyasal ve toplumsal yapısında kendi statülerini güçlendirmeye yönelik adımları çoğu zaman Pantürkizm ve bölücülük suçlamalarıyla devlet ve medya tarafından bastırılıyor ve linç ediliyor.
Hâlbuki bir yerin geçmişte hangi idari birime bağlı olduğunu hatırlatmak, hatta ülke içindeki il sınırlarının değiştirilmesini istemek, kendiliğinden uluslararası sınırların değiştirilmesini istemek anlamına gelmez. Tarihsel Azerbaycan coğrafyası, İran ülkesi çerçevesinde belirli sınırlara sahip olan, belgelenmesi mümkün bir gerçekliktir.
Belgeler, bugünkü il haritasının nasıl bir yoldan geçtiğini anlatıyor.
Kaçar döneminin sonlarında kabul edilen 1907 tarihli Eyalet ve Vilayetlerin Teşkili Kanunu, İran’ın eyaletlere ve vilayetlere ayrılmasını düzenliyordu. İkinci madde, Azerbaycan’ı Fars, Horasan ve Kirman-Beluçistan’la birlikte dört eyaletten biri olarak sayıyordu. Dolayısıyla Azerbaycan, bugünkü il sınırlarından önce de devletin tanıdığı bir idari coğrafyanın adıydı. Bu adın tarihsel kapsamını yalnızca günümüz haritasına bakarak belirlemek mümkün değildir.3
Pehlevi döneminde bu yapı köklü biçimde değiştirildi. 7 Kasım 1937 tarihli kanun önce altı ostan, yani il oluşturdu; bunlardan biri “Kuzeybatı İli” idi. 9 Ocak 1938’deki değişiklikle ülke, adları numaralarla belirtilen on ile ayrıldı. Tebriz ve Erdebil Üçüncü İl’de; Hoy, Urmiye, Mahabad, Marağa ve Bicar Dördüncü İl’de yer aldı.
Zencan ve Kazvin ise Reşt, Save, Sultanabad ve Şehsüvar’la birlikte Birinci İl’e bağlandı. Astara, kanunun ekindeki cetvellerde Erdebil’in bağlı birimleri arasında gösteriliyordu. Tarihsel adların yerine numaraların kullanılması, ülke genelinde uygulanan bir düzenlemeydi.4 Bu numaralandırma uygulaması, Memâlik-i Mahrûse-yi İran’da köklü coğrafyaların isimlerinin tarihî hafızadan silinmesi yönünde birçok tarihî ismin değiştirilmesiyle birlikte hayata geçiriliyordu.
Bu değişiklikler tek yönde ilerlemedi. Bakanlar Kurulu, 17 Haziran 1946’da Üçüncü ve Dördüncü illerin “Azerbaycan” adı altında birleştirilmesini kararlaştırdı.5 Pehlevi rejiminin Azerbaycan’ı parçalama ve ismini silme politikasından vazgeçerek geri adım atmasının nedeni keyfî değildi. Üçüncü ve Dördüncü illerin 1946’da “Azerbaycan” adı altında birleştirilmesi, Ahmed Kavam hükûmeti ile Cafer Pişeveri’nin başında bulunduğu Azerbaycan Millî Hükûmeti arasındaki müzakerelerle doğrudan bağlantılıydı. Sürecin önemli adımlarından biri, merkezî hükûmetin 22 Nisan 1946 tarihli yedi maddelik bildirisiydi. Bu bildiride eyalet meclisinin yerel yöneticilerin belirlenmesine katılması, valinin atanmasında görüşünün alınması ve ilkokulun ilk beş sınıfında Türkçe eğitim verilmesi kabul ediliyordu.6
Müzakereler, 13 Haziran 1946’da Tebriz’de Kavam’ın temsilcisi Muzaffer Firuz ile Pişeveri arasında imzalanan on beş maddelik anlaşmayla somutlaştı. Anlaşmanın 10. maddesi, açıkça şu hükmü içeriyordu: “Azerbaycan eyaleti, Üçüncü ve Dördüncü illerden oluşacaktır.”7,8

Dört gün sonra, 17 Haziran 1946’da İran Bakanlar Kurulu, Üçüncü ve Dördüncü illerin tek bir ilde birleştirilerek “Azerbaycan İli” diye adlandırılmasını kararlaştırdı. Karar, İçişleri Bakanlığının 10 Haziran 1946 tarihli ve 22547 sayılı önerisine dayanıyordu. Söz konusu belge, parlamento tarafından çıkarılmış bir kanun değil, Bakanlar Kurulu kararıydı.9
Bu belgeler birlikte okunduğunda, birleşmenin siyasi anlamı da ortaya çıkar. Merkezî hükûmet, Azerbaycan Millî Meclisini eyalet meclisi olarak tanımayı ve valiyi bu meclisin önereceği adaylar arasından seçmeyi kabul ediyordu.
13 Aralık 1950 tarihli Bakanlar Kurulu kararı, Astara’nın Erdebil’den ayrılarak Gilan’daki Hamse ve Tavaleş ilçesine bağlanmasına ilişkin önceki kararı iptal etmişti. Metin, Astara’nın eskisi gibi Erdebil’e bağlı kalmasını öngörüyordu.10
25 Ekim 1958 tarihli karar ise Doğu ve Batı Azerbaycan’ın bağlı ilçelerini yeniden belirledi. Astara bu belgede açıkça Doğu Azerbaycan’ın ilçeleri arasında sayılıyordu.11 Bicar’ın güzergâhı da ara değişiklikler içeriyordu: 1938 düzenlemesinde Dördüncü İl’de bulunan ilçe, 26 Kasım 1958’deki karar sırasında Beşinci İl’e bağlıydı ve buradan Kürdistan adı verilen ile aktarıldı.12
11 Haziran 1960’ta ise Bakanlar Kurulu, Astara ve bağlı yerleşimlerin Birinci İl’e, yani Gilan’a bağlanmasını kararlaştırdı.13
Heyran da bu tarihsel coğrafyanın içindedir. Heyran Geçidi, Astara-Erdebil güzergâhının bir parçası olarak bölgenin, yani Azerbaycan eyaletinin bir parçası olmuştur.
İslam Cumhuriyeti döneminde de harita değişmeye devam etti. 11 Nisan 1993 tarihli kanun, Erdebil, Parsabad, Bilesuvar, Germi, Meşkinşehr ve Halhal’ın Doğu Azerbaycan’dan ayrılmasıyla Erdebil ilinin kurulmasına izin verdi.14 Yeni ilin adının Doğu Azerbaycan, Tebriz merkezli ilin adının ise Merkezî Azerbaycan olması teklif edilse de kabul edilmedi ve şehrin adı yeni ile verilerek bu kısımdan Azerbaycan adı resmî belgelerde silinmiş oldu.
Azerbaycan’ın dili ve kimliğinin İran’ın ulusal birliği önünde bir engel olarak belirlenmesi yaklaşımının kökleri Meşrutiyet dönemindeki tartışmalara kadar uzar. Azerbaycan, bu düşünsel kuramların Pehlevi döneminde resmî politikalara dönüşmesine tanıklık etmiştir.15
Mahmud Afşar’ın Âyende dergisindeki yazıları bunun somut örneğidir. Afşar, Farsçanın yaygınlaştırılmasını, yerel farklılıkların giderilmesini, nüfusun yer değiştirmesini, coğrafi adların Farsçalaştırılmasını ve idari taksimatın yeniden düzenlenmesini aynı program içinde savunuyordu. O, Azerbaycan ve Horasan gibi tarihsel adların kaldırılması önerisinde bulundu.16
Kaçarlar döneminde de sürmekte olan Memâlik-i Mahrûse düzeninden, Pehlevilerin otoriter ve tepeden inme reformlarıyla kurulan merkezî devlet yapısına geçişi bu açıdan da değerlendirmek gerekir. Çünkü bu dönüşüm yalnızca idarî bir yeniden yapılanma değildi. Sürecin etkili düşünsel damarlarından biri, İran’daki halkların dilsel ve millî kimliklerini ülkenin birliği önünde engel sayıyor, bu farklılıkların silinmesini de açık bir hedef olarak görüyordu. Tarihsel bölgelerin parçalanması ve adlarının silinmesi politikası da bu anlayış doğrultusunda titizlikle uygulandı.
Astara ve Heyran tartışması bizi yeniden bu tarihsel sürece getiriyor. Astara’nın bugün Gilan’a bağlı olması, geçmişte Azerbaycan’a bağlı bulunduğunu gösteren kayıtları ortadan kaldırmaz. Bender-i Enzeli’de Türklere “eşek” denilmesi, İran’da bu tür hakaretlerin ne ilki ne de sonuncusudur. Yine de olayın kökenine dair bir ihtimal akla gelmektedir: İran’da Türklerin haklarını öne çıkaran bir söylemi benimseyen bilinçli Traktör taraftarları söz konusu tarihî aidiyeti yeniden gündeme getirmiş, karşı taraf da buna bu biçimde tepki göstermiş olabilir. Hangi tetikleyici olursa olsun, bu tepkinin ulaştığı nokta, kabul edilemez bir ırkçı hakarettir.
Nihayetinde mesele şudur: Bir kararname idari sınırı kısa zaman içeriğinde değiştirebilir ancak insanların hafızasını, dilini ve tarihsel bağlarını aynı kalem hareketiyle silmek o kadar kolay olmayabilir.
Kaynaklar
- VOA Farsça, “لغو بازی تراکتور و ملوان؛ «توهین قومیتی» از روی سکوها؟”, 19 Ekim 2026: haber. Varzesh3, “خداداد: اکنون نوبت عدالت است، آقای تاج!”, 18 Ekim 2026, haber no. 2437415: haber. ↩︎
- Tabnak, “ویدیوهای تراکتور و ملوان علیه هم: آستارا حیران من، آذربایجان زیبای من”, 19 Ekim 2026, haber no. 1399521: video haber. ↩︎
- Eyalet ve Vilayetlerin Teşkili ve Valilerin Görevlerine İlişkin Kanun, 1286/09/26, özellikle 1–3. maddeler. İran Cumhurbaşkanlığı Hukuk İşleri Yardımcılığı mevzuat sistemi: kanun metni. ↩︎
- Ülkenin İdari Taksimatı ile İlçe ve Bucak Yöneticilerinin Görevleri Kanunu, 1316/08/16; değişiklik 1316/10/19. Özellikle 1–5. maddeler ve ek cetveller: metnin yeniden yayımı. ↩︎
- Üçüncü ve Dördüncü İllerin Azerbaycan İline Dönüştürülmesi Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı, 1325/03/27: karar metni. ↩︎
- Foreign Relations of the United States, 1946, The Near East and Africa, cilt VII, belge 321: “The Chargé in Iran (Ward) to the Secretary of State”, 23 Nisan 1946. Belge, İran hükûmetinin bir gün önce, 22 Nisan 1946’da yayımladığı bildirinin tam metnini içerir. Belge ↩︎
- Muzaffer Firuz ile Cafer Pişeveri arasında imzalanan 13 Haziran 1946 tarihli anlaşma, madde 10. Farsça metnin Azerbaycan Demokrat Fırkası tarafından yeniden yayımı; buradaki alıntı Türkçeye çevrilmiştir. Anlaşma metni ↩︎
- FRUS, 1946, cilt VII, belge 371’e eklenen, 13 Haziran anlaşmasına ilişkin editör notu, s. 497–498. Not, 16 Haziran 1946 tarihli Tahran ve Tebriz diplomatik raporlarına dayanır. Belge ve açıklama ↩︎
- “Üçüncü ve Dördüncü İllerin Azerbaycan İline Dönüştürülmesi Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı”, 17 Haziran 1946; metinde anılan İçişleri Bakanlığı önerisi 10 Haziran 1946 tarihlidir. Kararın yeniden yayımı ↩︎
- Astara’nın Erdebil’e Bağlı Sayılması ve Gilan’ın Hamse ve Tavaleş İlçesine Bağlanmasına İlişkin Kararın İptali, 1329/09/22: resmî metin. ↩︎
- Üçüncü ve Dördüncü İllere Bağlı İlçelerin Belirlenmesi ve Ayrılması Hakkında Karar, 1337/08/03: karar metni. Metindeki Doğu Azerbaycan listesi Astara’yı açıkça içerir. ↩︎
- Bicar’ın Beşinci İl’den Ayrılarak Kürdistan İline Bağlanması Hakkında Karar, 1337/09/05: karar metni. ↩︎
- Astara ve Bağlı Yerleşimlerin Birinci İl’e (Gilan) Bağlanması Kararı, 1339/03/21: resmî metin. ↩︎
- Erdebil İlinin Kurulması Kanunu, 1372/01/22, tek madde ve ek hüküm: kanun metni. ↩︎
- Mehrdad Rahimi-Moghaddam, “Iranian Nationalism and Azerbaijan from the Constitutional Revolution to the Pahlavi Era”, Journal of Persianate Studies, 18(1–2), 2025, s. 29–58. DOI: 10.1163/18747167-bja10053; erişilebilir makale kaydı ve özet. ↩︎
- Mehmet Kısak, “Fars Milliyetçiliğinin Oluşumuna Katkı Sağlayan Bir İdeolog: Mahmud Afşar”, Şehir ve İrfan Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2021, özellikle s. 41–42: Türkçe makale. Tarihsel bölge adlarının kaldırılması önerisi için ayrıca Nader Entekhabi, “Nasyonalism ve Teceddod der Ferheng-i Siyasi-yi İran”, Iran Nameh, 11(2), İlkbahar 1993; Âyende dergisini inceleyen bölüm ve 57–63. dipnotlar: Farsça çalışma. Afşar’ın görüşleri bu araştırmalar aracılığıyla aktarılmıştır. ↩︎

Bir yanıt bırakın